AŞURE ,KURBAN ,MUHARREM ,İNANÇ


 

Şah Hüseyin – Kocadede Türkmenlik

 

                    İlk çağlarda milattan sonra Orta Asya, Aral Gölü çevresi Hazar ötesi ve Mevare-ün nehr yörelerinde Türkler yaşıyorlardı.

         Oğuzlar, Türkmenler (Müslümanlığı kabul eden Türk) o zamanlarda inançlarına göre; suyu, yüksek dağları, bazı hayvanları kutsal sayıp tabulaştırmışlardır.

Örneğin Oğuzlar coşkun, gür akan suları, yüksek dağları, güneşi, ayı, bazı hayvanları kutsal ve uğurlu saymışlar.Onları kendilerine yardım edici, kurtarıcı kabul etmişler. Bu yönde de kurbanlar keserlermiş.

Eski köye gelip yerleşen dedelerimizde ananelerini unutmamışlar. Suyu bol ve köpürerek şelale gibi akan, Şah Hüseyin’i kutsamışlar. Günümüzde ziyaretgah ve mesire yeri olarak kabullendiğimiz mekanı huzur verici, yardım edici olarak görmüşler. Dertlerine deva, hastalarına şifa yeri kabul etmişler. Şah Hüseyin adını vermişleridir. Buranın başka bir tanımı yoktur.

Köylü, Sarıtaş’a yerleşince de Türkmenlik ile Koca dedeyi eski inançları gereği kutsamışlar. Yardım edici, dert ve sıkıntılarını giderici bir mekan dileklerini kabul yeri olarak benimsemişlerdir.

Şimdi ise köylümüz aynı inançları uyguluyor. İnsanlarımız (bilhassa yaşlılar) sıkıntılı anlarında

 

      Türkmenliğe, Şah Hüseyin’e yönünü dönüp dilek dilerler. Bazı konularda yemin ederler.

 

Batıl anlamdaki bu inançlar, Hazar ötesi, mâveraun-nehr (“nehrin karşı yakası” demektir.) boylarında doğup göçlerle Anadolu’ya gelen atalarımızdan kalma ananedir. Soy olan, kabileden kabileye intikal eden toplumsal dinî – mistik mitolojik davranıştır.

***

 

                       Kurbanın Kesilişi (Tığlanması)

              

               Önce tekbir ve dua okunur, sonra kurban tığlanır. Dede yada görevli önce şu bilgileri ve tekbiri okur :

“ Kurbanlarımızın kabulü için diyelim bir Allah Allah........
- Ferman-ı Celil ( cebrail)
- Kurbanı Halil (İbrahim Peygamber)
- Delil-i Cebrail
- Can-ı İsmail
Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber....
La ilahe illallahü vallahü ekber.Allahü Ekber ve illah-il hamd.(3 defa okunur)

La feta illa Ali, La seyfe illâ zülfikar.

Bismillahi Tekbir Allahü Ekber” deyip görevli kurbanı keser.

 

Sonra şu dua okunur ;

“ Allah , AllaH... kurbanlarımız kabul, muratlarımız hasıl ola. Her tüyüne binbir sevap yazıla. Kazalara kalkan belalara bekçi ola. İsmail Peygamberin kurbanı kabul olduğu gibi, sizinde kurbanlarınız ulu dergaha yazıla. Ağzımızın tadını bozmaya. İmam Hüseyin yardımcımız, Bozatlı Hızır gözcümüz ola. Gerçeğe Hü... Allah... Allah...

 

 

Kaynak
Alevilik
İnanç – Edep – Erkan
Mehmet Yaman

 

              MUHARREM ORUCU NEDEN TUTULUYOR

 

1- Şehitler Şahı İmam Hüseyin ve diğer karbela şehitlerinin matemi için,
2- Karbela olayında sağ kurtulan İmam Zeynel Abidin’den Ehl-i Beyit soyunun devamına şükran olarak,
3- Bütün Peygamberlerinde Muharrem ayını kutsal kabul ettiklerine hürmeten 12 gün muharrem orucu tutuluyor.

 

Muharrem’de Neden Matem Tutulur?

          

                              Matem, Karbelâ’da şehit edilen ( Hicri 10 Muharrem 61- miladi 10 Ekim 680) İmam Hüseyin ve on iki imamlrın anısına oniki gün oruç tutularak icra ediliyor. Aç ve susuz bırakılarak şehit olanların, insanlığa vermiş oldukları bir mesajdır Karbela.
Haksızlığa, zulme karşı gelip zalimlere baş eğmeyen insanlık için kendilerini feda edenlerin yeridir Karbela .İmam Hüseyin vediğer karbela Şehitlerinin anısı nedeniyle yüzyıllardır. Ehl-i Beyt’i ( Hz. Muhammed, Hz. Ali, Fatıma, Hz.Hasan, Hüseyin ) sevenler tarafından bu matem tutulmaktadır.

 

MUHARREM ORUCU

 

Muharem Orucu ; Kurban Bayramından 20 gün sonra yani Muharrem ayının 1-12 günleri arasında niyet edilerek tutulur. Bu oruç Hz. Adem’den peygamberimiz Hz. Muhammed’e gelinceye kadar tutuluyordu.
Muharrem ayı girmeden önce 14 masumu paklar ( küçük yaşta şehit edilen günahsız çocuklar) için 3gün oruç tutulur. Buna masumlar orucu denir.

 

Oruca Başlama

 

    Bism-i Şah... Allah Allah.....

Er Hak – Muhammed , Ali aşkına , İmam Hüseyin efendimizin niyetine Karbela’da Şehit olanların ruhlarına , Fatıma anamızın şefaatına ın iki imamlar aşkına Allah için oruç tutmaya niyet eyledim. Ulu divanda rabbim kabul eylesin.

            

  Niyet edilir.

 

             Muharrem ayının 1.gününden 12.gününe kadar oruç tutulur.

             Oruç tutan canlar, insanlar Allah ne vermişse onu sahurda ve iftarda yiyerek, Allah!a dualar ederek oruçlarını tutarlar.

             Oruç akıl balığ olan ( yani kendisini bilen, özünü tanıyan belli yaşa erişen ) kişiler tarafından tutulur.

             Oruç süresince bol çeinili yemek sofraları hazırlanmaz. Ailenin imkanı ne ise onunla yetinilir. Aileler arası zengin sofra açma yarısı olmaz.

                   Oruç ; sahurla başlar güneş gruba girip, ufkun kızartısının kaybolmasından sonra iftarla açılır. Oruçlu imseler sabırlı sakin hareket ederler.İftar için acele etmezler. İnsanlar (canlar) oruçlarını tuz, zeytin gibi maddelerle açarlar.

            Karbelada Emevi kuvvetlerince susuz bırakılıp, şehit olanlardan dolayı oruç süresince safi su içmezler.Su yerine komposto ayran, günümüzde çay içerler.

 

Muharrem Orucu’ndan Nelere Dikkat Edilir?

 

Bu ayda düğün ; eğlence yapılmaz, hayvan kesilmez. Su içilmez, gönül kırılmaz, insanlar ( aileler) uygun mekanlarda toplanarak dini konuları içeren; saadete Ermişlerin Bahçesi kerbela vakası, kumru, Hüsniye , Bektaşilikle ilgili kitaplar okurlar.Duvaz-ı imam, mersiye söylerler. Dualar ederler, yanlış davranış ve düşüncelerden uzak dururlar.

 

AŞURE GÜNÜ (ÇORBASI)

 

       Muharrem ayının 10’unda “Aşure” adı verilen bir tatlı, çorba yapılarak konu komşuya dağıtılır, dualar okunur.
       Muharrem ayının 1.gününden 12.günü bitimine kadar oruç tutulur.

        Bu oruç Hz Adem’den günümüze kadar devam eden bir oruçtur. Oruç süresi içinde et yenmez, soğan, elma, armut kesilmez.

       
              Oruç on iki imamları, Nuhun Tufanını anmak o inançla hakka erişmek için tutulur.

             Kerbela vakasından günümüze kadar yapılan ibadetlerin sonunda Aşure Çorbası yapılarak dağıtılır.

İslam inancına göre ; 10 muharrem Nuh’un Tufanı’nın bittiği gündür.

                      Nuh peygamberin gemisi o günde karaya ulaşabilmiştir. Nuh Aleyhisselem ve maiyeti karay çıktıklarında Allah’a şükretmek için gemide bulunan kuru bakliyat, arta kalan meyve ve diğer nevalelerden oluşan (günümüzde Aşure çorbası olarak bilinen) bir çorba pişirip yemişlerdir.O günden bu güne aynı anane devam ediyor.

      Aşure çorbası 12 çeşit yiyeceğin birleşimi ile yapılır.

 Örneğin ; dögme veya buğday,nohut, fasulye,elma, üzüm, ayva, armut, ceviz,kayısı,tuz,şeker çeşitli karışım baharat.

       Not : (baharatlar meyve türleri az miktarda pişiricinin ustalığına göre ilave edilir.Ağırlık döğme veya buğday ile şekerdedir.Şeker olmazsa pekmez ilave edilir.)

Nuh’un gemisinin karaya ulaştığı yer Kur’an-ı Kerim’e göre Cudi Dağı’dır.

     Tevrat’a göre ise Ağrı Dağı’dır.
Aşure Çorbası Yendikten Sonra Okunacak Dua:

            

               Bismillahir_rahmanır rahim!
“Bism’i Şah..... Allah Allah...

Allah Muhammed, Ali oniki imamların ruhları Şad ve handan ola, münkir ve münafıklar mat ola, müminler şad ola.Lokmalarımız dertlere deva ola. Matem-i Hasan ola. Cümlemize haklı hayırlı kısmetler verilmesi için... Nur’u Nebi Kerem!i Ali, Pirimiz gerçeğe hü.... Şahi Merdan ali ola.

 

 

HIDIR ELLEZ

 

( HIZIR VE İLYAS)

 

                 HIZIR KÖMBESİ

 

                     Rivayete göre,

 Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve iskender-i Zülkarneyn, birlikte (Ab-u Hayat) aramaya çıkmışlar.

             Ve bir müddet sonra “Karanlıklar ülkesine dalmışlar”. Hızır ve İlyas Ab-u hayat suyunun kaynağını bulup içmişler. Fakat iskender’e söylememişler. ( Hızır’ın suyu benem / Ab-ı Hayat Bendedir / Kevserden İçen gelsin./ Kadru berat bendedir).

                   Hızır ve İlyas’ın sağ olduğuna ve yaşadığına inanılmaktadır. Hızır karada, İlyas da denizde, yardıma muhtaç olanlara, car diyenlerin (imdat isteyenlerin) carına yetişirler.

              Nuh peygamberin gemisinin fırtınaya tutulduğu, yeryüzünü suların kapladığı, tufanda, gemide ki insanların feryad edip “ya hızır bizi kurtar” diye dua ettikleri söylenir. Güvercin, (Aslında karga ) ağzında zeytin dalı ile gemiye döndüğünde karanın yaklaştığı, suların da çekilmesiyle insanların karaya çıktıklarına inanılır.
             Bu anın anısına her yıl 3 gün Hızır Orucu tutulur.

 

       Yine rivayete göre

           Hızır ile İlyas yılda bir defa (6 Mayıs gününün gecesi), bir gül ağacının dibinde buluşurlar. O nedenle de her yıl 6 Mayıs Hıdırellez (hızır-İlyas) günü olarak kutlanır kutlanır.
Bu İnanç Musevilik ile İslam geleneklerinin ortak yönlerinden birisidir.
Anadoluda ’ da halk geleneklerinde yaşamış olan Hıdırellez ‘in
İnsanların arasına karışarak mucizevi yardımlarda bulunduğuna her zaman inanılır. “ Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” veya “Hızır gibi yetişti” gibi söylemler hala kullanılmaktadır.

                 Kur-an-ı Kerimin “Keyf Süresi’nin” 65-82. ayetlerinde de Musa Peygamber ile birlikte yolculuk eden ; ve onun şuurlu bir insanın nasıl sıradan insanlar gibi yaşamadığını gösteren bilge de Hızır’dır.

           Bu bilgiler ışığında Anadolu insanı her yıl 13-14 ve 15 Şubat günlerinde 3 gün hızır orucu tutar.

             

          Evlerde Hızır Kömbesi yapılır ve dağıtılır. Bu inanış yıllardır bu çerçevede devam edip sürmektedir.
Bu inanış, halk ozanları arasında da kendine yer bulmuş ve onları dile getirmiştir.

Pir sultan Abdal,
“Boz Atlı Hızırı” şöyle dillendirir;

 

Allah Allah desem, Kalksam yürüsem,
Acep şu dağları aşamamMI’ola,
Bozatlı Hızır’ı yoldaş eylesem,
Varıp efendime düşememMİ’ola.

Yine,
Abdal Musa Sultan,

 

“Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır”
Diyor ve,

Kim ne bilir nice soydanız,
Ne zerrece od’dan ne hod sudanız,
Bizim meftunumuz marifet söyler,
Biz Horhasan Mülkündeki boydanız.

Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır,
Ne zerrece günden ne hod aydanız,
Yedi Tamu bize nevbahar oldu,
Sekiz uçmak içinde ki köydeniz.

Tur’da musa durup münacat eyler,
Neslimizi sorar isen Hoy’deniz,
Abdal Musa oldum geldim cihana,
Arif anlar bizi nice soydanız.

 

Kaynaklar:
Mehmet Yaman Alevilik/ İnanç, edep, Erkan.
Ergun Candan Türklerin Kültür Kökenleri

 

YAĞMUR DUASI


Mitolojik ve ruhani olgular her zaman insanların günlük yaşamını yönlendirmiştir. Çaresizlik ve bilinememezliklerin çokluğu bu tür duyguları her zaman arttırmıştır.
Geçmiş zamanlarda çaresiz kalan köylülerimizde zaman zaman böyle davranışlar sergilemişlerdir.
Yağmur duası da böylesi bir durumun doğal sonucu olarak köy halkı tarafından uygulanmıştır.
{ İlkbahar mevsiminde yağması gereken yağmur bir türlü yağmayınca İşla-
man Köyü ile İğdir Köyü arasında bulunan “Işık Safı” gediğine toplu halde çıkılır ve yağmur yağması için “yağmur duası” edilirdi.
Ve daha sonra gedikte ki ağacın altında kurban kesilip, etli bulgur pilavı yapılıp dualar eşliğinde yenilir idi.} *
Bu gibi toplumsal davranışlar yöremizde ki bazı yerlerin de kutsal sayılmasına neden olmuştur.
Bunlardan Türkmenlik, Koca dede dağı büyüklükleri ile, Şah Hüseyin Ziyareti de gürül gürül akan suyu ile halk tarafından ziyaret haline dönüştürülmüş olup bazı dileklerin tutulmasına hala vesile olmaktadırlar.
Bu inanç sitemi İslamiyet’in değil ama Şamanizm ve devamındaki Horasan Erenleri öğretisi içinde ki sembolizm ( Gizlerken Açıkla, Açıklarken Gizle ) siteminin bir devamıdır.


 

İsmail GÜRBÜZ
Emekli Öğretmen

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !