BAŞBAKANIN BURSLA OKUYAN OĞLU 4 YILDA GEMİ ALDI

RESİMLİ ANLATIM;

AKP'nin 22 yolsuzluğu iddiası

Hükümetin gizli yazısıyla Çalık Grubu'na İsrail'den iş istendiği ileri sürüldü.

Dışişleri Bakanlığı'nın 30 Kasım 2005 tarihli "gizli" damgalı yazısıyla, İsrail hükümetinden Ceyhan- İsrail arası boru hattı projesi çalışmalarının, ihalesiz olarak Çalık Grubu'na verilmesini istediği ileri sürüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul 2. bölge milletvekili adayı Mustafa Özyürek , Dışişleri Bakanı Abdullah Gü l'ün yanıtının ardından bu belgeyi açıklayacaklarını belirterek " Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Çalık Grubu'nun genel müdürü. Türk işadamları değil de neden tek bir firma himaye ediliyor? Bu iktidar geçmişte hiçbir iktidar döneminde görmediğimiz kadar yolsuzluk batağına batmıştır" dedi. Özyürek, Kuzey Irak'a operasyona da iktidara yakın olan ve orada iş yapan firmaların engel olduğunu savundu.

BAHÇELİ: ALTI SIFIR NEREYE GİTTİ?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın liradan altı sıfırı sildiklerini söylediğini belirterek ''Şimdi soruyoruz, bu sıfırlar nereye gitti Sayın Başbakan? Milletin cebine mi gitti, oğlun Ahmet ile Bilal'in cebine mi gitti?'' diye sordu.

Partisinin Antalya'da düzenlediği mitingde konuşan Bahçeli, bir hafta sonra Türkiye siyasi tarihinin en kritik seçiminin yapılacağını söyledi. Türkiye'nin yol ayrımında olduğunu iddia eden Bahçeli, herkesin tarafını seçmek zorunda olduğunu savunarak, şunları söyledi:

Milletin bekası oylanacak

''Bu bir siyasi partinin tercih edilmesinden öte milli anlam taşıyan bir seçim olacaktır. Sandıkta milletimizin bekası oylanacaktır, sandıkta Türkiye'nin geleceği belirlenecektir. Türkiye ya AKP ile eksik kalmış bir yıkımı ve tahribatı tamamlayacaktır ya da kendi geleceğini kendi azim ve kararlılığıyla tayin edecektir.''

AKP iktidarı ile geçen 4,5 yılda tahrip edilmeyen hiç bir milli değer ve varlık kalmadığını ileri süren Bahçeli, Türkiye'nin rehin alınmaya çalışıldığını öne sürdü. Bahçeli, ''Tehlike büyüktür ve sinsidir. Türkiye AKP ile kırılma noktasına kadar bükülmüştür. Cumhuriyetin bağımsızlığı ve milli varlıklarımız, AKP aracılığıyla tehdit altındadır'' diye konuştu.

Asıl tehlike AKP

Tehlikenin cumhuriyetin birikimlerine dayandığını ve tüm Türkiye'ye yayıldığını söyleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bunca tehlikenin yanında asıl tehlike AKP'nin bizatihi varlığıdır. Konu artık iyi ve kötü yönetim konusu olmaktan çıkmıştır. Devletle milletle var olma, yok olma noktasına dayanmıştır. AKP bütün bu felaketin gerçek ve ilk sorumlusudur.''

36 parçaya bölün, bir dereye süpürün atın

Vatandaşlardan, oy verirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hakaret ettiği muhterem anaları, ''kelle'' diyerek aşağıladığı aziz şehitleri düşünmelerini, Başbakan'ın bebek katiline ''sayın'' deyişini unutmamaları gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Başbakan'ın eski defterlerini karıştırın ve vereceğiniz oyla hesap sorun. Başbakan Türkiye'yi 36 etnik parçaya bölmeden siz AKP'yi sandık başında 36 parçaya bölün ve bir dereye süpürün, atın'' dedi.

Bursla okuttuğun evladın nasıl oluyorda gemi alabiliyor

Başbakan Erdoğan'ın dün akşam katıldığı bir televizyon programında ''57. Hükümet vardı, orada da Bahçeli vardı. Liranın yanındaki 6 sıfırı sildik. Ne hale getirmişlerdi Türk lirasını'' dediğini anımsatan Bahçeli, ''Şimdi soruyoruz, bu sıfırlar nereye gitti Sayın Başbakan? Milletin cebine mi gitti, oğlun Ahmet ile Bilal'in cebine mi gitti? Bursla okuttuğun evladın nasıl oluyor da 4 yılda 2 milyon dolarlık gemi alıyor. Demek ki, sıfırlar bir yere gitmiş ama bu sıfırların çoğaltan etkisi milletin kesesine gitmemiş'' diye konuştu

BAŞBAKANIMIZIN OĞLU BURSLA OKUDU AMA 4 YILDA  GEMİ SAHİBİ

 

Bir başbakan oğlu ne iş yapmalı?
Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak’ın 2 milyon 350 bin dolara gemi alması, ‘Siyasetçi yakınlarının bu tür ticari girişimlerde bulunmaları doğru mu?’ tartışmasını gündeme getirdi. Gazeteci ve yazarlar bir başbakan oğlunun ne iş yapması gerektiğini anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, büyük oğlu Ahmet Burak’ın ortağı ile birlikte 2 milyon 350 bin dolara gemi almasını; “Ne yapacaklardı, oturup geleni gideni mi seyredeceklerdi? Veya daha öncekiler gibi ofis kurup komisyonla iş takibi mi yapacaklardı?” sözleriyle savundu. Bu açıklama, “Bir başbakan ya da bakanın çocukları siyasi itibarı zedelememek ve şaibelere meydan vermemek için hangi işlere yönelmeli?” sorusunu akla getirdi. Bu sorunun cevabını gazeteci ve yazarlar yanıtladı.

Bekir Coşkun:
EĞİTİMİNE UYGUN HERHANGİ BİR İŞ YAPABİLİRDİ


Emre Kongar:
TİCARETE GİRMESİ YASAL OLABİLİR AMA AHLAKLI DEĞİL


Hikmet Çetinkaya:
BANKADAN KREDİ ALDIYSA NEYİ TEMİNAT GÖSTERDİ?

Mehmet Barlas:
BABASI BAŞBAKAN OLDUKTAN SONRA YENİ BİR İŞ KURMASI YANLIŞ


Oktay Ekşi:
NE İŞ YAPTIĞI DEĞİL, YAPTIĞININ HESABINI VERMESİ ÖNEMLİ
 

Yazarların görüşleri şöyle: 

‘İşi yoktu, yavrusuna gitti gemi mi aldı’


Bekir Coşkun:
EĞİTİMİNE GÖRE BİR İŞ YAPMALI
Başbakan’ın oğlunun gemi alması dünyanın her yerinde büyük haberdir ve dünyanın başka yerinde olsaydı kıyamet de kopardı. Çünkü onbinlerce gencin sokaklarda işsiz dolandığı bir ülkede yaşıyoruz. Esnafın, çiftçinin durumu da ortada. Zaten Başbakan’ın zenginlik dediği durum da muhtemelen bu olsa gerek, yani kendi oğlu 2 milyon dolarlık gemi alabiliyor diğer gençler işsiz oldukları için geceleri kafalarını yastığın altına sokup ağlıyor.


Bu durum için, Başbakan’ın çocukları işsiz kaldı da gitti yavrularına gemi aldı diyemeyiz. Demek ki Başbakan’ın oğlu iş bulamayınca gemi alıyor, iş bulsaydı ne alacaktı bilmiyorum. Başbakan’ın savunmasındaki cümleler de ilginç; yani Başbakan’ın oğlunun iş seçenekleri arasında sanki başka hiçbir şey yokmuş gibi bir iş takibi bir de gemi almak var gibi konuşmuş.

Buradaki asıl soru, Başbakan’ın oğlunun bu gemiyi almak için bu parayı nereden bulduğudur. Kamuoyunda baba sadece maaşıyla tanınıyor, anne çalışmıyorsa bu para nereden geliyor bu soru çok önemlidir ve sorulmalıdır. Türkiye’de şimdiye kadar Süleyman Demirel’in yeğenleri, Tansu Çiller’in oğulları, Mesut Yılmaz’ın kardeşini çok eleştirdik, yani bu Türkiye’nin yazgısıdır nedense. Başbakanların ya da siyasilerin yakınları birden bire büyük ticaretlere atılıyorlar, şirketler kurup gemiler alıyorlar ki bu da onlardan biri. Yani AK Parti’nin aslında öbürlerinden çok bir farkı yok.

Emre Kongar:
TİCARET YAPMALARI YASAYA AYKIRI DEĞİL AMA AHLAKA...

Bir Başbakan’ın ailesinin ya da oğlunun özel iş kurmaları ve kurdukları işten kâr etmeleri yasalara aykırı değil ama burada yasalardan daha önemli bir durum var ki o da siyasal ahlak. Siyasal ahlak açısından bakılırsa bunlar rahmetli Turgut Özal döneminde de bu yaşandı. Özal da oğluna televizyon kurmak gibi girişimlerde bulundu ve bunlar Türkiye’de Özal’ın imajına çok zarar verdi. Maalesef Başbakan’ın oğlunun bu girişimi, AK Parti’nin de aynı yolda gittiğini gösteriyor. Çünkü maliye bakanının oğlu yumurta işine, ulaştırma bakanının oğlu taşımacılığa, Başbakan’ın oğlu da yine taşımacılık işine giriyor. Bunlar siyasi ahlaka çok aykırıdır. Biliyorsunuz ABD’de politikacılar seçilince, mal varlıklarını hemen bir vakfa devrederler. Yani bırak ticari faaliyette bulunmayı, siyaseti bırakana kadar mal ve servetlerinin yönetimini bile yapamazlar.

Hikmet Çetinkaya:
BANKADAN KREDİ ALDIYSA NEYİ TEMİNAT GÖSTERDİ?
Özellikle Ortadoğu ülkelerinde, Suriye’de, Sudan’da, Körfez ülkelerinde ve Orta Asya Cumhuriyetleri’nde bu tür olaylara sık rastlıyoruz. Daha öncede maliye bakanın oğlu mısır işine girdi, kuş gribi çıktığında da yumurta işine... Sonra bir soru üzerine “Mısırları tavuklar yedi, kaka oldu” dedi. Başbakan’ın 30’lu yaşlardaki oğlu bir gemi alıyor, ikincisi de yolda, bu çocuk bu parayı nereden buluyor? Bankadan kredi aldıysa, iki üç milyon kredi için neyi teminat gösterdi, bunların hepsi çok çarpıcı. Ama ne yazık ki AK Parti döneminde bu tür olayları çok görüyoruz, Türkiye zor bir dönemeçten geçiyor. Bir Başbakan’ın oğlu eğitim durumuna göre pek çok iş yapabilir, daha önceden ticaret yapıyorsa devam ettirebilir ama Türkiye, yöneticilerinin naylon faturadan, milletvekillerinin usulsüzlük ve ihaleye fesat karıştırmaktan yargılandığı bir ülke.

Mehmet Barlas:
BURAK ERDOĞAN YENİ BİR GİRİŞİMDE BULUNMAMALIYDI

Bana göre Başbakan veya bakanların yakınları, akrabaları bu mevkilere geldikten sonra yeni ticari girişimlerde bulunmamalı.


Eğer Başbakan’ın oğlu daha önceden bu şirkete ortak olsaydı ve girişiciciliğini sürdürseydi söyleyecek bir şey yoktu ancak bir insanın babası başbakan olduktan sonra ticari bir işe giriştiği zaman mutlaka etrafta tartışma yaratır. Bu bakımdan yanlış buluyorum, neticede sanırım Tayyip Erdoğan’ın siyasete girmeden önce bir takım işleri vardı, bu işleri oğlu devam ettirebilirdi. Mesela İngiltere’de Margaret Thatcher’in oğlunun ticari ilişkileri, Thatcher’in itibarını çok sarstı. Dünyada buna benzer bir çok olay var. Doğu ülkelerinde bu biraz daha ağırlıktadır. Nepotizm, yani akraba ilişkileri daha doğrusu yakınların iktidarı özellikle Doğu politikasında çok ele alınan ve eleştirilen bir tablo. Mesela Kore, Tayland, Endonezya gibi. Devrik Endonezyalı Suharto’nun oğullarının tüm ekonomiye hakim olduğu yazıldı, çizildi.

Oktay Ekşi:
ÖNEMLİ OLAN YAPTIĞI İŞİN HESABINI VEREBİLMESİ

Siyasilerin hem kendilerinin hem de yakınlarının görevleri dışındaki iş ilişkilerinde çok dikkatli olmaları, demokratik sistemin temel beklentisidir. Kapalı rejimleri konunun dışında tutuyorum. Demokratik rejimlerde özellikle siyasi kesimdeki insanlar, kamuoyu önünde her zaman hesaplarını tam olarak vermeye hazır olmalılar ve hesabını vermeye hazır oldukları işleri yapabilmeliler. O yüzden Başbakan’ın oğlunun yaptığı iş ya da işlerin hesabını verip verememesi önemlidir. Bu hesabı soranlara kızmak da demokrasiyi ve açık toplum yaşamını hazmedememek anlamına gelir. Elbet her birey gibi bu insanların yakınlarının da iş yaşamına atılma hakları var, önemli olan bu hakkın nasıl kullanıldığı. Eğer hesap vermekte zorlandıkları bir durum var ise o ya kendilerinin ya da nüfuzundan yararlandıkları büyüklerinin tepki görmesine yol açar. Yasadışı ya da ahlakdışı bir uygulamaya bulaşmayan herkes hesabını sinirlenmeden verir.



Dünyada ve Türkiye’de lider çocukları 

Cumhurbaşkanı Sezer’in oğlu, bir bankanın fon yönetiminde çalışıyor. Mitterand’ın oğlu ise 463 milyon dolarlık silah kaçakçılığı skandalına karıştı. Kofi Annan’ın oğlu Kojo da babasını zor durumda bırakan evlatlardan...
Dünyada ve Türkiye’de devletin veya önemli kurumların başındaki liderlerin çocuklarından bazıları yaptıkları işlerle, karıştıkları skandallarla anne babalarının kariyerlerini mahvedebiliyorlar. Bazıları ise gündeme bile gelmiyor. 

MARK THATCHER:
İngiltere Eski Başbakanı Margaret Thatcher’ın oğlu

Dünyanın en önemli siyasetçilerinden olan Margaret Thatcher’ın tek çocuğu Mark Thatcher çoğunlukla kendini beğenmişliğiyle tanınıyor. Ekvatoral Gine’de bir askeri ihtilal skandalına karışmasıyla annesinin siyasi kariyerini de tehlikeye atan Mark Thatcher, ABD’li eşi Diane ve iki çocuğuyla birlikte yaşadığı Güney Afrika’da vatandaşların başka ülkelerin askeri meselelerine karışmasını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanmıştı. Thatcher ihtilale lojistik ve para yardımı yaptığı iddialarını reddedip suçsuz olduğu yanıtını verse de Güney Afrika Adalet Bakanlığı, Ekvatoral Gine yetkililerine bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Mark Thatcher 25 Kasım 2004’te “gerekli araştırmaları yapmaksızın kendisine ait bir uçağın kullanılmasına izin verdiği” için suçlu bulunarak 3 milyon Güney Afrika randı (yaklaşık 500 bin dolar) para cezasına çarptırılmış, 4 senelik hapis cezası da askıya alınmıştı.
KOJO ANNAN:
BM Eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın oğlu

BM’nin Petrol Karşılığı Yiyecek Programı’nda (PKYP) gıda maddelerinin Irak’a girişini 1998’den 2003 yılına kadar koordine eden İsviçre merkezli Cotecna Inspections Services SA’da çalışan Kojo Annan, şirketle kontratının 1999’de bitmesine rağmen, 2003 yılına kadar kayıt dışı yüksek meblağlar almaya devam etti. PKYP BM’den Irak yönetimine devredilince Kojo Annan’ın fonları kesildi. Olay BM bünyesinde geniş yankı buldu. Babası Kofi Annan’ı zor durumda bırakan Kojo Annan’ın skandalı, BM’nin kötü idare politikalarına bağlandı.

SERDAR DENKTAŞ:
KKTC Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın oğlu

Malvarlığına tedbir konulan Murat Demirel’den pahalı bir yat satın almasıyla gündeme gelen Serdar Denktaş’ın hangi kaynaklarla bu alımı gerçekleştirdiği açıklığa kavuşmadı. Turizm Bakanlığı yaptığı dönemde de gece kulübü ve turizm ortaklıklarıyla adı çeşitli spekülasyonlara karışan Denktaş, babası Rauf Denktaş’ı zor durumda bıraktı.

JEAN-CHRISTOPHE MITTERAND:
François Mitterand’ın oğlu
Jean-Christophe Mitterand’ın adı Fransa’da “Angolagate” olarak bilinen Silah Karşılığında Petrol Programı skandalında geçmişti. Fransız işadamı Pierre Falcone ile birlikte ortaklığını sürdürdüğü Brenco International adlı şirket, oğul Mitterand’ın siyasi bağlantılarını kullanarak Angola’ya 463 milyon dolarlık kaçak silah sokmuş ve Batı’nın büyük petrol şirketleriyle de önemli iş kontratları imzalamıştı.

H. TOMMY MANDALA PUTRA:
Endonezya’nın eski diktatörü Suharto’nun oğlu
Endonezya’nın eski diktatörü Suharto’nun oğlu Hutomo “Tommy” Mandala Putra, babasının kontrolünde yönettiği şirketlerle iş dünyasının imparatorlarından olarak biliniyordu. Babasının 1998’de devrilmesinden iki yıl sonra devleti 11 milyon dolar zarara sokan hazine arazisi skandalına karışan Tommy için Yüksek Mahkeme hapis kararı verdiyse de devrik liderin oğlu karar sonrası gözden kaybolmuş, ülkedeki demokrasi destekçilerini meydanlara dökmüştü.

LEVENT SEZER:
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in oğlu
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in iki çocuğundan biri olan Levent Sezer, şu anda İş Bankası Genel Müdürlüğü Fon Yönetimi’nde çalışıyor.

EUAN BLAIR:
İngiltere Başbakanı Tony Blair’in oğlu
Euan Blair, üniversitede ikinci sınıftan üçüncü sınıfı geçtiği yaz döneminde tezgahtarlık yapmıştı. Euan’ın bu işi İngiliz ve dünya medyasına konu olmuştu. 

 

Add Video to QuickList
From: ahmetbuge
Views: 139545

Add Video to QuickList
From: geeoorgi
Views: 9842
Add Video to QuickList
From: okan89
Views: 664

 

http://www.youtube.com/watch?v=OGQt2FDhAEY

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !